300 gazeteciden sadece 15'i AİHM'e başvurdu

154 gazetecinin tutuklu olduğu Türkiye'de hızlandırılmış yargı eliyle gazetecilere üst sınırdan cezaların verildiğini söyleyen MLSA Eş Direktörü Barış Altıntaş, darbe girişiminden sonra yaklaşık 300 gazetecinin tutuklanmasına rağmen bunlardan sadece 15'inin AİHM’e başvurduğuna dikkat çekti.

300 gazeteciden sadece 15'i AİHM'e başvurdu
20 Aralık 2018 Perşembe 11:54

banner255

Darbe girişimin ardından çok sayıda gazetecinin gözaltına alınması, tutuklanması, hapis cezalarına çarptırılması sonrası gazetecilerin davalarını takip etmek ve hukuki destek vermek amacıyla 2017’de kurulan Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (Media and Law Studies Association-MLSA) Eş Direktörü Barış Altıntaş, yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Dernek kurucularının gazeteci ve avukatlardan oluştuğunu belirten Altıntaş, 7'si cezaevinde olmak üzere onlarca gazeteciye hukuki destek verdiklerini söyledi.

'İHLALLERİN BAŞINDA YARGI GELİYOR'

Gazetecilerin davalarını hem yurtiçinde hem de yurtdışında kamuoyu gündemine getirmeye çalıştıklarını dile getiren Altıntaş, "Onların adını duyurma gibi çalışmalarla desteklemeye çalışıyoruz. Bunun dışında hem gazeteciler için hem de onları savunan avukatlar için eğitimler vererek, onların mesleki gelişimlerine katkıda bulunmaya çalışıyoruz” dedi.

Altıntaş, Türkiye'de yaşanan hak ihlallerinin özellikle de Kürt gazetecilere, bölgeden haber yapan gazetecilere yönelik ihlallerin başında maalesef yargının geldiğini de vurguladı.

'TÜRFENT ÇOK AĞIR BİR CEZA ALDI'

Gazeteciler hakkında açılan davalarda hızlı bir yargılamayla cezaların üst sınırdan verilmesi ve beraat kararlarının verilmemesi üzerinde de duran Altıntaş, bu konuda Kürt gazeteci Nedim Türfent’e “örgüt üyeliği” iddiasıyla üst sınırdan verilen 9 yıl hapis cezasını anımsattı.

Altıntaş, "Nedim Türfent üst sınırdan 9 yıl ceza aldı. Fakat dosyasında hiçbir kanıt yoktu. 20 tanık vardı. 19'u ağır işkence gördüğünü söyleyerek geri çektiler, ama bu gazeteci duruşmalar boyunca tahliye edilmediği gibi de çok ağır bir ceza aldı. Böyle durumlarda Türkiye'de bizim stratejik olarak tek döneceğimiz yer de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) oluyor. AİHM’den sonuç alınabileceğini, buna da Türkiye’nin uyacağına inanıyoruz" diye konuştu.

Eş Direktörleri Avukat Veysel Ok'un, Mehmet Altan ve Şahin Alpay davasını taşıdığını AİHM'in kararı sonrası iki gazetecinin salıverilmesine değinen Altıntaş, AİHM'e yönelik başvuruların yapılması için MSLA'nın avukatlara konuya ilişkin eğitimler verdiğini ifade etti.

'ÜNLÜ GAZETECİLERE ODAKLANILIYOR'

Türkiye'deki gazetecilerin durumunu "çok kötü" olarak değerlendiren Altıntaş, bu duruma dair "Bizim verilerimize göre bu gün tutuklu 154 gazeteci bulunuyor. Bu sayı darbe girişimi sonrasında 300'e çıktı. Bu sayıya alınıp, bırakılanlar dahildir. Basının durumunun çok kötü olmasının nedeni, basına karşı topyekun bir saldırı olmasından kaynaklıdır. Gazetecilerin cezalandırılması, dayanışma eksikliği, hukuka erişim eksikliği, bu durumu daha da kötüleştiriyor” ifadelerini kullandı. 

Altıntaş’ın üzerinde durduğu bir diğer önemli konu ise AİHM’e yapılan başvurular. OHAL sürecinde cezaevine 300 gazeteci girip, bir kısmı daha sonra çıksa da, AİHM'e sadece 15 gazetecinin başvurduğunu paylaşan Altıntaş, “Arkadaşların avukatları olmuyor veya onların AİHM'e erişecek yetkisi olmuyor. Büyük bir adaletsizlik var. Ve önem verilen vakalarda maalesef hem ulusal hem de muhalif basında ismi daha ünlü olan gazetecilere odaklanılıyor. Bunların hepsi son derece politik davalar" dedi.

'HER ŞEYİ YARGI ELİYLE YAPIYORLAR'

Altıntaş, Türkiye'de hükümetin basını susturmaya çalıştığını ama bunun nedenini anlamakta güçlük çektiğini de kaydetti. Altıntaş, bu duruma dair şunları söyledi: "AKP hem darbe öncesi hem de darbe sonrası ana akım diye tabir edilen büyük medya kuruluşlarını ele geçirdi. Bunu yaparken başarılı olduğu çok açık. Medyanın ele geçirmesiyle, elde ettiği propaganda gücünün, Sovyet tarzı bir propaganda mekanizmasının işine yaradığını gördü. Bundan dolayı en ufak bir sese dahi tahammül edemiyorlar. Bu yüzden bu baskılara devam ediyorlar. 'Kimse farklı düşünmesin eğer düşünüyorsa da söylemesin, kendine saklasın' tarzında bir anlayış var ortada. Bu anlayışın en büyük ortaklarından biri de bugün Türkiye'deki yargıdır. Bugün yaptıkları her şeyi yargı eliyle yapıyorlar. Hukuk devletinin aşılmasından bahsederken yargının tümüyle tek adamın eline geçmesidir. Yargı, gazeteciliğe, ifade özgürlüğüne, muhalif görüşlere, çok sesliliğe karşı büyük bir saldırıda son derece araçsaldır. Maalesef büyük ölçüde de işe yarıyordur. Çok büyük ve çok dikkatli bir oto sansür uyguluyorlar. Ama hiçbir zaman herkes susmayacak. Yine yazıp çizenler elbette olacak." 

Gazetecilerin davalarını taşımayı düşündükleri AİHM'in bazı kararlarının tartışmalı olduğunu da ifade eden Altıntaş, bu kararların politik etkiyle alındığını, ama yine de AİHM'e güvenmek istediklerini sözlerine ekledi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.