23 yıl sonra açılan Ümraniye davasında asıl sorumlular yok

23 yıl sonra görülmeye başlanan Ümraniye katliamı davası avukatı Gülizar Tuncer, asıl sorumluları yargılanmayan davanın zaman aşımı ile yüz yüze bırakılmak istendiğini söyledi.

23 yıl sonra açılan Ümraniye davasında asıl sorumlular yok
25 Aralık 2018 Salı 14:17

banner255

İstanbul’da Alevi yurttaşların yaşadığı Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 günü 5 kıraathane ve bir pastanenin taranmasıyla başlayan olaylarda 22 kişi yaşamını yitirmiş ve yüzlerce kişi ise yaralanmıştı. 3 gün boyunca devam eden olaylar daha sonra Ümraniye’ye bağlı Mustafa Kemal Mahallesi’ne (1 Mayıs Mahallesi) sıçradı. Burada gelişen protestolara dönük gerçek mermiler ile yapılan polis müdahalesinde 5 kişi daha yaşamını yitirirken, 14 kişi de yaralandı.

’10 YIL BOYUNCA DOSYA BEKLETİLDİ’

Yaşamını yitirenlerin aileleri, olayları ardından avukatları aracılığıyla Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığı'na sorumlular hakkında suç duyusunda bulundu. Ancak Başsavcılık ‘takipsizlik’ kararı verdi. Avukatların başvurduğu mahkeme de talebi reddedince dosya kapatıldı. 

Avukatlar bunun üzerine 2001 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne(AİHM) başvuruda bulunuldu. 27 Temmuz 2005'te kararını açıklayan AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 2. Maddesi’nde düzenlenen “yaşama hakkı” ve 13. Maddesi’nde düzenlenen “milli makamlara başvuru yollarının kapatılması” hükümlerine aykırı davrandığı sonucuna vardı. 

Bu kararla avukatlar Ümraniye'deki saldırıya ilişkin soruşturma açılması talebiyle yeniden Ümraniye Başsavcılığı’na başvurdu. 10 yıl boyunca bekletilen dosya, 2015'te soruşturmanın zaman aşımına uğramasına 5 gün kala yaşanan savcı değişikliği ile kabul edildi. Ancak bu kez de İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi ‘zaman aşımı’ndan dosyanın düşürülmesi kararı verdi. Mahkeme, kararına gerekçe olarak ise iddianamenin kabul tarihini gösterdi. 

Yapılan temyiz başvurusunu değerlendiren Yargıtay, iddianamenin mahkemece kabul tarihi değil, hazırlandığı tarihin esas alınması gerektiğini belirterek, ‘zaman aşımı’nın dolmadığına hükmetti ve karar bozdu.

220 POLİS YARGILANIYOR

Bu karar üzerine yeniden görülmeye başlanan davanın ilk duruşması geçtiğimiz hafta görüldü. 220 polis memurunun yargılandığı dava duruşmasında önce mağdurlar dinlendi. Mağdurlardan bir kısmı ifadelerinin zorla alındığını anlatırken, avukatlar ise sahte ifadeler düzenlendiğine dikkat çekti. Davanın bir sonraki duruşma tanıkların dinlenmesi için 14-15-16 Mayıs 2019 tarihine ertelendi. 

Dava avukatlarından Gülizar Tuncer, 23 yıl sonra görülen Ümraniye davasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

‘ESAS SORUMLULARA DAVA AÇILMADI’

Av. Tuncer, esas sorumluların yargılanmadığı Ümraniye davasını anlamak için Gazi katliamını ve dosyasını ele almak gerektiğini ifade etti.

Gazi Mahallesi’ndeki olayların ardından ilk davaların Gazi'de yaşayan yurttaşlara açıldığını hatırlatan Av. Tuncer, “Toplanma ve gösteriş kanuna muhalefet, kamu malına zarar verme” gerekçesiyle açılan bu davalarda mağdur konumunda olanlar, ölmeyip sağ kalanlar ve ölenlerin yakınlarının yargılandığını söyledi. Çok uzun uğraşlar sonucunda Gazi davasının açıldığını vurgulayan Tuncer, “Gazi davasında sadece 20 polis memuru hakkında dava açıldı. Ancak dava güvenlik gerekçesiyle Trabzon’a taşındı. Yargılama sonucu 18 kişi beraat etti. 2 polis memuruna da olabilecek en asgari ceza verildi. O da ertelendi. Tam anlamıyla ‘cezasızlık politikası’ işletildi” diye konuştu.

‘KATLİAMIN ESAS SORUMLUSU DEVLETTİR’

Ümraniye davasında ise sadece 220 polis memuru hakkında dava açıldığını dile getiren Tuncer, katliamın esas sorumlularının ise görmezden gelindiğini ifade etti.

Hem Gazi hem de Ümraniye katliamlarının sorumlusunun devlet olduğu düşüncesinde olduklarını paylaşan Tuncer, “Bu sadece bizim tarafımızdan ortaya atılan bir iddia değildir. Bu iddianın esas sahipleri o dönemin istihbaratın en yetkili konumunda bulunanlardır. Gazi olayları yaşandığında 12 Mart 1995 sonrası dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olan Hanifi Avcı, bazı açıklamalarda bulundu. Bunun bir kontrgerilla eylemi olduğunu, ‘Yeşil’ kod isimli Mahmut Yıldırım’ın başında olduğu bir ekibin yaptığını söyledi. Ama daha da önemlisi sonraki günlerde cenazeler kaldırılırken devam eden katliamların esas olarak Kaymakamlıkta kurulan bir karargâh tarafından yönlendirildiğini ve karargahta o dönemin Özel Harekat Daire Başkanı Korkut Tekin, Susurluk’ta ölen Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ gibi insanların görev aldığını belirtti. Biz onun bu söylemlerinin üzerine defalarca kez mahkemede tanık olarak dinlenesini istedik ama mahkeme reddetti” dedi.

Tuncer, bu dava yargılamasında sadece öldürme ve yaralama suçunu işleyen polislere değil, onları yönlendiren güvenlik bürokrasinin ve olayın siyasi sorumlularının da dinlenmesi gerektiğini vurguladı.

‘DELİLLERİ YOK ETMİŞ, KARARTMIŞLAR’

Yine müştekiler ifade verebilecek durumda değilken adlarına imzalar atıldığını ve sahte evraklar hazırlandığı kaydeden Tuncer, “Gazi’de deliller az çok toplanmıştı. Ama Ümraniye davasında deliller yok. Soruşturmaya el atmaması gerekenler soruşturmayı yürütüyorlar. Delillere yok ediyorlar, delilleri karartıyorlar. Mahkemede aileler anlattılar. İnsanlar adına sahte imzalar atılmış. Böyle bir süreç yaşandı.  Ağır yaralı olanların bir kısmı da ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlar. İnsanlara öyle bir baskı yapılmış ki, orada gösteri yapan halk suçlu gibi göstermeye dönük beyanlar vermeye zorlanmışlar.  Sanki halk kendi kendini taramış, suçlu onlarmış gibi gösterilmek istenmiş” diye belirtti.

‘YARGI GÜVENLİK GÜÇLERİNDEN YANA KARARLAR ALIYOR’

Av. Tuncer, bu nedenlerle yargının amacının Ümraniye davasını da, Gazi katliamı davası gibi cezasızlıkla sonuçlandırmak olduğunu ifade etti. Tuncer, “Suçlarını örtbas etmek, karşı tarafı suçlu göstermek için hazırlanmış soruşturmalardır. Çünkü yargı tamamen güvenlik güçlerinin yanındadır. Hiçbir şekilde yapılan gösterileri, eylemleri bir hakkın kullanımı olarak görmüyorlar. Dolayısıyla almış oldukları kararlar hep güvenlik güçlerinin lehine oluyor” dedi.

‘ZAMAN AŞIMI İNSANLIĞA KARŞI SUÇTA İŞLETİLEMEZ’

Katliam dosyalarını insanlığa karşı işlenen suçlar olarak gördüklerini ve bu dosyaların peşini bırakmayacaklarını söyleyen Tuncer, “Bu olayın üzerinden 23 yıl geçti. Zaman aşımına uğraması için 7 yıl gibi kısa bir süre kaldı. Bu süreç içerisinde yargılanan 220 polisi bulunabilecek mi? Bu süreç içinde karar çıksa dahi Yargıtay devreye gireceği için, 30 yılı dolduracak ve dosyanın üstünü kapatacaklar. Bizim açımızdan yasada öngörülen hükümlerin bir geçerliliği yok. Düzenlemeler neyi gerektirirse gerektirsin burada insanlığa karşı işlenmiş bir suç söz konusu. Zaman aşımı buna karşı işletilemez” diye konuştu.

MA / Sadiye Eser - Barış Ceyhan


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.