Kayyımın mağdur ettiği işçiler: Bu işkence artık bitsin

Van Büyükşehir Belediyesi’nde taşeron statüsünden kadroya geçmek için üç kez mülakata giren ancak her seferinde kayyım yönetimi tarafından tekrar "başarısız" denilerek işe alınmayan 303 işçinin mağduriyeti katlanıyor.

Kayyımın mağdur ettiği işçiler: Bu işkence artık bitsin
02 Haziran 2020 Salı 09:43

banner255

Van Büyükşehir Belediyesi’nde taşeron statüsünden kadroya geçmek için üç kez mülakata giren 306 işçibaşarısız” sayılarak işe alınmadı. İş mahkemesinin üç kez mülakatın tekrar edilmesine dair kararına rağmen girdikleri üç mülakatta da işçilerin tümü kayyım yönetimi tarafından “başarısız” sayılarak işe alınmadı. Yaklaşık 26 aydır işlerine iade edilmeyi bekleyen işçiler, büyük bir mağduriyet yaşıyor. Bu süre içerisinde, bir işçi ekonomik nedenlerden dolayı intihar etti, bir işçi evine gelen haciz memurlarını görünce kalp krizi geçirerek hayatı kaybetti ve bir başka işçi Bahçesaray'da yaşanan çığ felaketinde yaşamını yitirdi. 

Mahkeme kararına rağmen işlerine iade edilmeyen işçilerin tamamı, ekonomik olarak büyük sıkıntılar yaşarken, birçok işçi ise ağır hastalıklara yakalandı. Özellikle pandemi sürecinde ağır ekonomik ve psikolojik sorunlar yaşayan işçilerin büyük bir bölümü iş bulamazken, 303 işçinin bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısı ise neredeyse 3 bin kişiye tekabül ediyor. Aylardır sosyal medyada seslerini duyurmaya ve yaşadıkları hukuksuzluğun son bulması için görüşmeler yapan işçiler, gittikleri her kapıdan geri çevriliyor. 

ANKARA'DAN BASKI MI YAPILIYOR?

Yaşadıklarını ve mücadelelerini anlatan işçilerden Zafer Uyar, hiçbir belediyede bu tür geçişlerde sıkıntıların yaşanmadığını söyledi. Uyar, girdikleri ilk iki mülakatta kendilerine "Çeçen komutan kimdir?", "Okyanusların isimleri nelerdir?", "Etnografya müzesi nerededir?" şeklinde sorular sorulduğunu aktardı. Çalışma Bakanlığı'nın "kimse mağdur olmayacak" açıklamasına rağmen mağdur edildiklerini dile getiren Uyar, bunun tek nedeninin ise yaşadıkları coğrafya ile ilgili olduğunu belirtti. Uyar, "Üç kez başvurduğumuz bir mahkeme, mülakatların usulsüz yapıldığını ve bunun tekrarlanması gerektiğine karar vermesine rağmen, yerel yöneticiler tarafından yapılan mülakatla tekrar başarısız sayıldık. Bu kadar insan, üç kez girdikleri bir sınavda nasıl başarısız olur? Son mülakatta bana sorulan tüm sorulara doğru cevap verdim. Hatta Vali kimseye haksızlık yapılmayacağını söylemişti. Ama pandemi sürecinin başladığı gün, bizi tekrar başarısız sayarak işe iademizi kabul etmediler. Bugüne kadar yaptığımız tüm girişimler sonuçsuz kaldı. Aldığımız duyumlara göre yerel yöneticiler kendilerine Ankara'dan baskı yapıldığını ve ülkenin genel durumundan dolayı bizleri işe almadıklarını ifade etmişler. Bu arkadaşlarımız çok büyük bir mağduriyet yaşıyorlar. Biz bu sürecin hukukun verdiği karara göre kapatılmasını istiyoruz" dedi. 

'SÜREÇ İŞKENCEYE DÖNÜŞTÜ'

Kadın işçilerden Sozdar Akdoğan da ilk mülakatta kendisine sokak hayvanlarının isimleri, okyanus isimleri, Türk bayrağının anlamı ve adaların sorulduğunu söyledi. Son girdiği mülakatta da yine kendisine "Kaç kilo ağırlık kaldırabilirsin?" ve "Kum neyden yapılır?" şeklinde soruların sorulduğunu anlatan Akdoğan, "Bu soruları sorduklarında, onlara tepki gösterdim. 'Ben belediyede ofis çalışanı olarak görev yapıyorum. Benim alanımla ilgili soruları sorun' dedim. Bu tepkinin ardından sorularını düzelttiler. Ben gereken tüm cevapları verdim ama yine başarısız ilan ettiler. Ben 18 yaşında belediyede işe girdim ve 6 yıl boyunca çalıştım. Bu süreçte bir kadının kendi emeğiyle ailesinin geçimini sağlamasının, ne denli güzel bir duygu olduğunu anladım. İşten çıkarıldıktan sonra mevsimlik işçi olarak Mersin'e gittim. Orada çalışırken çok zorluk yaşadım ve çalıştığımın karşılığını vermediler. Sadece ben değil bizimle birlikte işe alınmayan kadınların tamamı çok sıkıntı yaşıyorlar. Bizi adeta eziyorlar. Yani bu kadar insanın tamamı mı başarısız olur? Bizi psikolojik olarak çökerttiler. Ben hakkım olanı istiyorum. Bu süreç artık bizim için bir işkenceye dönüştü. Buna hukuksuzluğa derhal son verilmesini istiyoruz" diye konuştu. 

303 KİŞİYLE SINIRLI DEĞİL

Yaşatılan mağduriyetlerin sadece 303 kişiyle sınırlı olmadığını, işe iade edilmeyenlerin bakmakla yükümlü olduğu insan sayısının neredeyse 2 bin 500 kişi olduğunu ifade eden işçilerden Serkan Sunkur, defalarca hukuk yoluyla kazandıkları haklarının, bir yönetici tarafından ret edildiğini belirtti. Sunkur, "Bu durum bununla da sınırlı değil. Bu arkadaşlarımız fişlendikleri için başvurdukları yerlerde işe alınmıyorlar. Pandemi sürecinde çok büyük zorluklar yaşadık, arkadaşlarımız intihar etti. Artık bunun açıklanacak bir durumu yok. İnsanlar geçimini sağlayamadıkları için hayatlarına son veriyorlar. Bu arkadaşlarımız iş bulamadıkları ve onlara dayatılan onursuzluğu kabul etmedikleri için intihar ettiler. Birçok arkadaşımız bulundukları işlerine güvendikleri için kredi çektiler ve işten atıldıkları için ağır hastalıklara yakalandılar. Hukukta kazandığımız mücadele, bir yönetici tarafından bitiriliyor. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu durum 'insanlar gitsin ağaç kökü yesinler' zihniyetinin ürünüdür" diyerek tepki gösterdi.


Kaynak: Mezopotamya Ajansı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.