Chomani: ABD’nin Kürt politikası etik değil

ABD, Türkiye ve PKK üzerine Jerusalem Post Gazetesine demeç veren gazeteci Kamal Chomani, ABD’nin, Türkiye'de zulüm, baskı ve hatta soykırımla karşı karşıya olan 12 milyon Kürdün statüsünün karara bağlanması için bir plan sunmayıp, üstüne üç Kürt liderinin yakalanması için ödül vermesinin etik olmadığını söyledi.

Chomani: ABD’nin Kürt politikası etik değil
26 Kasım 2018 Pazartesi 19:21

Kudüs merkezli yayın yapan Jerusalem Post Gazetesi’ne demeç veren Kürt gazeteci Kamal Chomani, TürkiyeABD ilişkileri ve PKK’ye bakış açısı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Chomani, “Dünya çapında demokrasi ve barışın savunucusu olduğunu iddia eden ABD gibi bir demokrasinin, Türkiye'de zulüm, baskı ve hatta soykırımla karşı karşıya olan 12 milyon Kürdün statüsünün karara bağlanması için bir plan sunmayıp, üstüne üç Kürt liderinin yakalanması için 12 milyon dolarlık ödül vermesi etik değildir” ifadesini kullandı.

‘PKK KÜRTLER İÇİN SAVAŞIYOR’ 

Chomani’nin  Jerusalem Post Gazetesine verdiği demeç şöyle:

“6 Kasım'da ABD, PKK liderlerinden Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan için toplam 12 milyon dolar ödül koyduğunu açıkladı. Bu üçlü PKK’nin Türkiye’ye karşı on yıllarca süren isyan savaşına önderlik etti. Ankara ve Washington için PKK bir ‘terörist’ gruptur. Ancak durum o kadar basit değil. PKK, Türkiye'nin uzun süre şiddetli bir şekilde bastırdığı Kürt hakları ve özgürlükleri için savaşıyor. PKK'nin kardeş partisi YPG,  IŞİD ve El Kaide gruplarına karşı ABD liderliğindeki savaşın bir ortağıdır. Türkiye ile uzun süredir, müzakere edilmiş bir çözüm arayışında olan PKK, hiçbir zaman ABD veya Avrupa vatandaşlarını hedeflemedi, çıkarlarını baltalamaya çalışmadı. Ancak ABD ve AB, PKK'yi terörist bir örgüt olarak görüyor olsa da, giderek daha fazla bir biçimde bunun değişebileceğine dair işaretler var. 15 Kasım'da Avrupa Adalet Divanı, PKK’yi 2014-2017 yılları arasında ‘terör listesine’ koyan kararın ‘yeterli kanıt’a dayanmadığını söyledi.

PKK ÖZYÖNETİM SİSTEMİNİ SAVUNUYOR

1978'de kurulduğundan beri, PKK’nin ideolojisi, stratejisi ve hedefleri değişti. Grup, dogmatik ayrılıkçı bir Marksist-Leninist örgüt olmaktan çıkıp, ekoloji, kadın hakları, etnik ve dini birlikteliği ve işbirliğini teşvik eden demokrasi yanlısı bir örgütlenme yaratmaya çalışan bir çizgiye gelmiştir. PKK aynı zamanda, bağımsız bir devlet hedefini de terk etti ve şimdi yerel demokrasiye dayanan bir özyönetim sistemini savunuyor. PKK ayrıca sadece Türkiye'deki Kürt haklarına odaklanmıyor; tüm halkların aynı özgür demokratik haklara ve korumalara sahip olacağı Türkiye için çok kültürlü ve çok ırklı bir çözümü savunuyor. Bazıları bunun gerçek olup olmadığını sorgulayabilir. Ancak PKK'nin iki büyük örneği var: Türkiye'deki HDP ve Suriye'deki Rojava devrimi. Her ikisi de mükemmel değil, fakat Türkiye'de ve Suriye’de insan haklarını, kadın haklarını ve sivil özgürlüklerin korunmasını destekleyen en iyi örnekler.

BARIŞ GÖRÜŞMELERİNİ ERDOĞAN BOZULDU

PKK, Türkiye'deki mevcut sorunlara makul ve kabul edilebilir bir çözüm önermiştir. Merkezi yönetim yerine, Türkiye'nin sınırlarını değiştirmeden tüm etnik ve dini toplulukların haklarını tanıyan bir yerel demokrasi modeli önermiştir. PKK ve Türkiye arasındaki barış görüşmeleri 2015 yılında (PKK nedeniyle değil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan nedeniyle) bozuldu. Görünüşe göre Erdoğan barışçıl bir çözüm istemediğine karar verdi. Rojava'da PKK, erkek ve kadın savaşçılarını göndererek Kobani'yi IŞİD saldırısından korumanın anahtarı oldu ve IŞİD'in yavaş yenilgisinin başlamasına yardımcı oldu. Ve bölgedeki azınlıkları korumak için güçlü bir güç oldu. Şunu hatırlatalım: IŞİD Sincar'a 2014 yılında saldırdığında ve binlerce Êzidîyi köleleştirmeye veya öldürmeye başladığında, Êzidîleri korumak için savaşçılar gönderen ve Êzidîlerin oradan kaçmalarına olanak veren koridoru açan PKK'dir. Erbil IŞİD tarafından tehdit edildiğinde PKK, Iraklı Kürt güçlerine yardım etmek için savaşçılarını gönderdi. Irak Kürtlerinin şehri korumasına yardım etmek için Kerkük'te bir üs oluşturdu. Mesut Barzani ve KDP’yle devam etmekte olan farklılıklarına rağmen, PKK Kürt bölgesinin var olma hakkını her zaman koruyacağını açıkça belirtti.

TÜRKİYE ÖZGÜR MEDYAYI HEDEF ALINIYOR

ABD şimdi üç üst düzey Kürt liderini yapmadıkları ‘suçlar’ nedeniyle tutuklamaya çalışıyor. Bu, Türkiye'yi yatıştırmaktan başka bir amaç taşımıyor. Peki ne için? Erdoğan yönetimi altında Türkiye tüm liberal muhalefeti çökertiyor, insan haklarını sınırlandırıyor ve on binlerce insanı Erdoğan'ın hoşuna gitmeyen şeyler söyledikleri için tutukluyor. Demokratik olarak seçilmiş Kürt siyasi liderler hapiste; yabancı gazeteciler, bilim insanları sınır dışı ediliyor, tutuklanıyor; özgür medya hedef alınıyor; yüz binlerce insan işlerinden kovuluyor. Türkiye dünyada gazeteciler için en büyük cezaevine dönmüş durumda. Neden Türkiye'yi ödüllendiriyoruz?

SURİYE’DEKİ GENÇLER ÖCALANA DESTEK VERİYOR

PKK olmasaydı, Suriye'de IŞİD’le mücadelede ABD tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri (SDF) bu kadar başarılı olamayacaktı. Kobani'nin savunmasına önderlik eden PKK idi ve bu savunma ABD'nin silahlandırmaya başlama ve daha sonra eğitme kararını tetikledi. ABD ve Koalisyon, Suriye'deki Kürtlerin kendilerini PKK'nin lideri Abdullah Öcalan'ın önderlik ettiği Kürt özgürlük hareketinin bir parçası olarak gördüğünü çok da iyi biliyor. (Öcalan şu anda Türkiye'de cezaevinde tutulmaktadır). Öcalan uzun yıllar Suriye’deydi ve orada bulunduğu sürede şu anda SDF'nin ve ana bileşeni YPG silahlı kuvvetlerinin bir parçası olan on binlerce gençle tanıştı ve onları örgütledi. Suriye'deki Kürtlerin çoğunluğu tıpkı Türkiye Kürtleri gibi Öcalan'a destek veriyor. Çünkü Öcalan ve ABD'nin ödül listesinde bulunan üç kişi de dahil üst düzey danışmanlarıyla temastaydılar. PKK ve PYD/YPG'nin iki farklı örgüt olduğu doğrudur, ancak tek bir liderlerinin olduğunu unutmayalım: Öcalan. Türkiye'nin Öcalan'ı tutuklamasına yardım etmek, ne PKK'yi zayıflattı ne de şiddete son verdi. Benzer şekilde, üç PKK liderinin tutuklanması da kan dökülmesini durdurmada etkisiz olacaktır. PKK, liderlerini hedef alarak zayıflayabilecek bir yapı değildir. Yakalama görevi başarılsa bile, Kürt sorunu olmaya devam edecektir.

ABD-KÜRT İTTİFAKI VERİMLİ OLMUŞTUR

Dünya çapında demokrasi ve barışın savunucusu olduğunu iddia eden ABD gibi bir demokrasinin, Türkiye'de zulüm, baskı ve hatta soykırımla karşı karşıya olan 12 milyon Kürdün statüsünün karara bağlanması için bir plan sunmayıp üstüne üç Kürt liderinin yakalanması için 12 milyon dolarlık ödül vermesi etik değildir. ABD, Irak işgali sonrası uçuşa yasak bölgeye verdiği destek nedeniyle Irak Kürtlerinin takdirini kazandı. ABD öncülüğündeki Koalisyon, Kürtlere yaklaştığında Türkiye ve Suriye Kürtleri ABD'ye karşı tutumlarını tamamen değiştirdi. ABD-Kürt ittifakı şimdiye kadar verimli olmuştur. Ancak, üç PKK liderinin yakalanması için ABD'nin ödül koyması, Irak Kürdistan Bölgesi dâhil olmak üzere tüm Kürdistan'da kınamayla karşılandı. Kürt sosyal medya kullanıcıları, son günlerde daha önce yapmadıkları kadar ABD’ye karşı öfkelerini gösterdi. ABD'nin hakkında 4 milyon dolarlık bir ödül koyduğu PKK liderlerinden Cemil Bayık ile 2017’de Al-Monitor için bir röportaj yapmıştım. Bu röportajda Bayık ABD, NATO ve AB'yi, PKK ile Türkiye arasında barış görüşmelerini sürdürmek ve Kürt sorununu çözmek için ara buluculuk yapmaya çağırmıştı. Barışı ve istikrarı sağlamada kendisine yardım etmenizi isteyen bir kişinin yakalanması için 4 milyon dolarlık bir ödül koymanın mantığı nedir?

İSTİKRARDA ETKİLİ ROL OYNAYACAK

Türkiye'deki Kürt özgürlük hareketini kriminalize etmeye ve bu tür kararlarla Türk otoriterliğini güçlendirmeye devam etmek Cumhurbaşkanı Erdoğan ve onun yeni-Osmanlı, İslamcı-milliyetçi ajandasına hizmet etmekten başka bir işe yaramıyor. Bu politika, Kürt-ABD ilişkilerini etkiler ve daha fazla istikrarsızlığa ve Amerikan karşıtı duyguya yol açar. Kürtler daha fazla ABD desteğini bekliyor ki böylece Suriye'deki devrim, ABD ve AB ile ittifak halinde demokratik bir sistem olarak, Suriye'nin ve nihayetinde daha geniş bir bölgenin geleceğine örnek olarak ortaya çıkabilsin. Demokratik Türkler ve Kürtler barış görüşmelerine devam etmek istiyor, böylece ne Türkler ne de Kürtler artık ölecek ve Türkiye tüm bölge için demokrasi açısından bir model olabilecek. AB, ABD ve NATO Türkiye'ye barış getirilmesinde hayati bir rol oynayabilir. Türkiye’deki barış, bölge ülkelerindeki istikrarda etkili bir rol oynayacak ve AB ve ABD’nin güvenliği ve mültecilerin Batı ülkelerine akınını önlemek için çok önemli olan IŞİD mağlubiyetini garanti altına alacaktır.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.