ABD, Venezuela’yı geri istiyor

ABD, Venezuela’yı geri istiyor
13 Ağustos 2017 Pazar 08:13

John WIGHT
CounterPunch

Venezuela’da yaşananlar bir karşı-devrim girişimidir. Washington ‘kendi’ ülkesini geri istiyor; bu nedenle de ülkeyi, ABD’nin sahiplik ettiği bağımlı bir kurum statüsüne geri döndürmeye kararlı olan muhalefete hem açık hem de gizli destek sağlıyor.

Bu süreçte vurgulanması gereken şey ise: Venezuela’da Kurucu Meclisin kurulması konusunda Başkan Nicolas Maduro’nun ülkenin Anayasası’na tamamen uyumlu davrandığı. Şöyle ki; madde 348: Ulusal Kurucu Meclisi toplama inisiyatifi, Bakanlar Kurulu ile birlikte Cumhurbaşkanı tarafından; Millet Meclisi üyelerinin üçte ikisinin oyları, Belediye Meclisleri üyelerinin üçte ikisinin açık oylama sonucu ortaya konulan oyları ve Sivil Seçim Kayıt Kuruluşuna kayıtlı seçmenlerin yüzde 15’inin oyu ile oluşturulabilir.

KURUCU MECLİS ANAYASADA VAR

Muhalefetin, Kurucu Meclisin toplanmasını önlemek için sokağa dökülmesi, karışıklık yaratması ve delege seçimlerini engellemek amacıyla ülke çapında boykot çağrıları yapması ise Anayasa’da kanuna aykırı olarak tanımlanıyor; madde 349: Cumhurbaşkanı, yeni Anayasa’ya itiraz etme yetkisine sahip değildir. Mevcut yasal otoritelerin, Kurucu Meclise herhangi bir şekilde engel olmalarına izin verilmez

Elbette, insanların anayasayı yiyemeyeceklerini söylemeye gerek yok. Gıda ve ilaç sıkıntısının yanı sıra  azmış enflasyonla Venezuela toplumunu altüst eden bir  kriz karşısında  yalnızca çok aptal olanlar Başkan Maduro ve hükümetinin yanıtlayacak soruları olmadığını düşünebilir.  Ancak bu sorular Batıdaki hükümet karşıtı medya bombardımanı arasında sorulan sorular ile aynı değil. (...)

CNN’nin 30 Temmuz’da yapılan, seçim kurulunun kurulmasını zorunlu kılan seçime yaklaşımına göz atalım. ‘Venezuela’daki ve dışarıdaki yorumcular, Maduro’nun yetki almasının ülkedeki son demokrasi kırıntılarını da tükettiğini savunuyor. Bir patron kuruluşu olan Amerikan Konseyi Başkan Yardımcısı Eric Farnsworth ise “Bu (seçim), hükümete Venezuela’yı demokrasi zihniyeti olmadan tek partili bir devlet haline getirme fırsatı verecektir” diyor. 

Bu pasajda iki şey göze çarpıyor. Birincisi, Kurucu Meclisin antidemokratik olduğunun iddia edilmesi, ki Anayasa’nın ilgili maddelerine bakarsak, bu tamamen yanlıştır. İkincisi ise görüşlerine başvurulan Farnsworth un bir ticaret birliğinde, Amerika Konseyinde Başkan Yardımcısı pozisyonunda olması.

Amerika Konseyi, Washington, New York ve Miami’de ofisleri bulunan ABD merkezli bir kuruluştur. Görev beyanında kendisini ‘Üyeleri ekonomik ve sosyal kalkınma, açık pazarlar, hukukun üstünlüğü ve demokrasi konusunda ortak bir taahhütte bulunan kıdemli bir uluslar arasıticari organizasyon’ olarak tanımlıyor.

Bu pasajı okurken, serbest piyasa kapitalizmi için 

 açık bir destek ve yoksulları demokrasi adıyla sömürmek için zenginlere bahşedilen hakların savunusunu bulacaksınız. Yazar George Ciccariello-Maher’in belirttiği gibi, “Muhalefetin antidemokratik arzuları demokrasi dilinde dökülüyor”.   

WASHINGTON 2002’Yİ DE DESTEKLEMİŞTİ

Ayrıca, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Venezuela muhalefet liderleriyle doğrudan temas halinde olduğunu öğrendiğimizde ortak hafızamızın bizi 1953’te İran’a, 1954’te Guatemala’ya, 1965’te Endonezya’ya, 1973’te Şili’ye ve 2014’te Ukrayna’ya götürüyor; İmparatorluğuna itaat etmeyi reddetme gücüne sahip liderlerin ABD tarafından aktif desteklenmiş darbelerle devrildiği  ülkelere...

Bu gerçekten de roket bilimi değil, özellikle 2002 yılında Washington destekli bir darbenin denendiği ve başarısız olduğu bir ülke için... 

PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ SORUNU

Venezuela’nın ekonomik sorunları ağırlıklı olarak son yıllarda ortaya çıkan küresel petrol fiyatlarındaki sert düşüşten kaynaklanıyor. 2014 ve 2018 yılları arasında ham petrol fiyatı 96.29 dolardan 40.68 dolara inerek yüzde 40’ın üzerinde bir düşüş kaydetti. Fiyatlar 2017’de toparlansa da, 50.31dolara düşen varil fiyatı, 2012 yılında en yüksek fiyatına ulaştığı 108.45 dolar seviyesinden çok aşağıda kalıyor 

Ekonomisi petrol fiyatına bağımlı olan bir ülke için böyle sismik bir düşüş ancak eşit derecede bir ekonomik şok yaratabilir. Petrolin hayati bir biçimde Venezuela’nın tek ihraç emtiası olmasının da etkisiyle kriz Hugo Chavez ve selefi Nicolas Maduro öncesine dayanan ekonomideki yapısal kırılganlıkları açığa çıkardı.

Önceden söylediğim gibi, Maduro hükümeti devam eden bu krizde hatasız değil. George Ciccariello-Maher’e geri dönersek şunu öğreniyoruz: “Petrol gelirinin dağılımını düzenleyen para birimi kontrollerinin başarısız olduğu sistem asla tamamen yürürlükten kaldırılmamıştır. Bu durum ise kara borsa  döngüsü, spekülasyon, yakıt ve gıda kaçakçılığı ve özel sektör ile kamu sektörlerinin kesiştiği noktada zaten var olan yolsuzlukların patlaması olarak geri döndü. Sokak protestoları ve gıda sıkıntısı ile karşı karşıya kalan Maduro, yemekleri raflarda tutmak için tabanındaki komünlerin üretimini desteklerken eş zamanlı olarak özel şirketler kurmaya çalıştı”

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
kartal escort pendik escort antalya escort bostancı escort alanya escort maltepe escort