'ABD, Rusya'nın önünü kesmek için HTŞ'yi terör listesinden çıkarmak istiyor'

Hürriyet yazarı Sedat Ergin, Suriye'nin İdlib bölgesinde önemli bir güç olan ve Birleşmiş Milletler tarafından terörist örgüt olarak ilan edilen Heyet Tahrir eş Şam (HTŞ) adlı örgüte dair bir yazı kaleme aldı. Örgütün Ankara ile Moskova arasında yapılan ateşkes anlaşmasını tanımadığını hatırlatan Ergin, Rusya'nın HTŞ'yi hedefine alarak İdlib'e yeni bir operasyon yapabileceğini öne sürdü.

'ABD, Rusya'nın önünü kesmek için HTŞ'yi terör listesinden çıkarmak istiyor'
24 Mart 2020 Salı 12:12

Ergin, ABD'nin HTŞ'yi 'yurtsever muhalif savaşçılar' olarak adlandırmasına dikkat çekerek BM'de örgütü terör listesinden çıkarmak için Güvenlik Konsey'in gündeme getirebileceğini yazdı. 

Ergin'in Hürriyet'te 'ABD HTŞ’ye esnek bakıyor' başlığıyla yayımlanan bugünkü yazısı şöyle:

Geçen hafta kaleme aldığımız iki ayrı yazıda Hatay’a komşu İdlib’de önemli ölçüde alan hâkimiyetine sahip bulunan Heyet Tahrir eş Şam (HTŞ) adlı köktendinci örgütün yarattığı sorunları büyüteç altına yatırmaya çalıştık.

HTŞ dediğimizde, BM tahminlerine göre 12-15 bin arasında militana sahip olan ve her an sahadaki durumu istikrarsızlaştırabilecek bir silahlı örgütten söz ediyoruz. Örneğin, bu örgüt İdlib’de ateşkes uygulanmasına ilişkin 5 Mart tarihli Türk-Rus Anlaşması’na karşı olduğunu açıkladı, hatta sivil protesto eylemleri üzerinden M-4 otoyolu üzerindeki Türk-Rus ortak devriyesine karşı engellemelere de başvurdu.

Buradaki sorunlardan biri HTŞ’nin Birleşmiş Milletler sistemi tarafından resmen ‘terör örgütü’ olarak nitelendirilmesinden kaynaklanıyor. Bu da sahada örgütle temas kurulmasını problemli hale getiriyor ama bir bu kadar önemlisi Rusya’nın eline askeri seçeneğe başvurabilme kozunu veriyor.

Bu çerçevede şu ihtimali bir tarafa not etmekte yarar var. 5 Mart Moskova Anlaşması’nın hayata geçirilmesinde HTŞ ya da diğer radikal grupların engellemeleri  nedeniyle başarı sağlanamazsa, Rusya geçmişte 2018 tarihli Soçi Anlaşması’ndan sonra başvurduğu yöntemi tekrarlayabilir

Yani, belli bir süre uygulamayı bekleyip ardından “Bu terör gruplarıyla olmuyor” diyerek, rejimle birlikte yeni bir göç dalgasını tetikleyecek topyekûn bir askeri harekâta yönelebilir. Bu kez hedef M-4 otoyolunun 7 kilometre kadar kuzeyindeki İdlib şehir merkezi olabilir. Burası HTŞ’nin güdümündeki ‘Ulusal Kurtuluş Hükümeti’nin merkezinin de bulunduğu yerleşim.

HTŞ VE SAHADAKİ YENİ REALİTE

Bu yönde bir olumsuz senaryonun gündemden çıkartılmasının yolu ateşkese uyulmasından, bu çerçevede öncelikle de HTŞ’nin kendisini bu yeni realiteye uyarlamasından geçiyor.Hemen hatırlayalım, Suriye iç savaşının başlangıç döneminde El Nusra adıyla DEAŞ’ın Suriye şubesi olarak kurulan, ardından DEAŞ’tan ayrılıp El Kaide’nin çatısı altına giren bu örgüt, 2016 ve 2017’de iki kez isim değiştirdi ve en son değişiklikte HTŞ adını aldı.

HTŞ, atılan adımların yalnızca isim değişikliğinden ibaret olmadığını, El Kaide liderliğini tanımadıklarını, bağımsız hareket ettiklerini ileri sürüyor. Bu değişikliklere tepki olarak HTŞ’den kopan unsurlar da Hurras el Din (HD) adında ayrı bir örgüt kurdular.

HTŞ’nin bu yöndeki adımlarının özellikle ABD tarafından da dikkatle izlendiğini not etmeliyiz. ABD yönetimi adına yapılan açıklamalarda HTŞ konusunda -bu örgütü ‘terörist tehdit’ listesinde tutmaya devam etmekle birlikte- eskiye kıyasla daha esnek bir bakışın uç vermekte olduğunu gözlemek mümkün.

JEFFREY:  HTŞ ULUSLARARASI TEHDİT YARATMIYOR

Türk kamuoyunun yakından bildiği bir isim olan ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi James Jeffrey’nin 30 Ocak ve 5 Şubat tarihli iki ayrı açıklamasını bu çerçevede örnek gösterebiliriz.

Jeffrey özetle, HTŞ kadrolarının kendilerini “terörist değil yurtsever muhalif savaşçılar” olarak tanımladıklarını hatırlatıyor, ancak “ABD’nin henüz bu iddiayı kabul etmediğini“ belirtiyor. Jeffrey, bununla birlikte HTŞ’nin “daha çok İdlib’deki pozisyonunu korumaya odaklandığını” kaydederek, örgütün “bir süredir uluslararası alanda bir tehdit yarattığını gözlemediklerini” söylüyor.

ABD temsilcisine göre, “esas olarak savunmada olan” HTŞ’nin Ruslara karşı “düzensiz ve pek kuvvetli olmayan, önem taşımayan askeri eylemleri” söz konusudur; buna karşılık Ruslar, bu eylemleri “bahane” olarak kullanıp “sivilleri hedef alan topyekûn saldırılara girişmektedirler.”

ABD, HTŞ MESELESİNİ KONUŞMAYA HAZIR

Görüleceği gibi, bu bakıştaki kilit unsur HTŞ’nin küresel bir terör tehdidi yaratıp yaratmadığı meselesidir. Jeffrey, yaratmadığı kanaatindedir. İfadeleri ABD’nin HTŞ’yi daha çok yerel bir silahlı muhalif örgüt kimliğiyle görme eğilimini yansıtıyor.

Altı çizilmesi gereken bir diğer nokta, Jeffrey’nin İdlib’de çözüm için kalıcı bir ateşkesi önkoşul olarak gösterip, “Ardından hepimiz oturup HTŞ gibi problemlere, hükümet kontrolü dışındaki halk kesimlerinin temsili gibi konulara bakabiliriz. Bunlar konuşmaya hazır olduğumuz konular” diyerek HTŞ dosyasını masada ele almaya hazır olduklarını kayda geçirmesidir.

Nitekim, son dönemde BM’nin El Kaide ve DEAŞ tehditlerine ilişkin raporlarında da İdlib’de tehdit önceliği olarak HTŞ’den çok Hurras el Din (HD) faktörüne vurgu yapıldığını belirtmeliyiz. Sonuçta, bütün bu işaretler yan yana getirildiğinde HTŞ’yi küresel cihada yönelmediği ve Suriye sınırları içinde kaldığı takdirde farklı bir kategoriye yerleştirme eğiliminin belirginleştiği söylenebilir.

Bu da HTŞ’nin dönüştürülmesi meselesini gündeme getiriyor.

RUSLAR HTŞ’Yİ LİSTEDEN ÇIKARTMAYA YANAŞIR MI?

Bu noktada önemli bir açmaz başta değindiğimiz gibi HTŞ’nin BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde ‘terör bağlantılı örgüt’ görülerek yaptırım listesine alınmasıdır. Türkiye de 31 Ağustos 2018 tarihli bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle HTŞ’yi BM Güvenlik Konseyi’nin bu konudaki kararlarıyla uyumlu bir şekilde yaptırım listesine dahil etmiştir.

İş dönüp dolaşıp önümüzdeki dönemde HTŞ’nin BM’nin bu listesinden çıkartılması tartışmasında düğümlenebilir. Bunun için HTŞ’nin El Kaide ile arasına mesafe koyduğunu gösterecek ikna edici yeni adımlar atması, belki de kendisini yeni baştan tanımlaması gündeme gelebilir. Örgütün bundan önce attığı adımlar yeterli bulunmamıştı. Örneğin, daha önce her ismini değiştirdiğinde, BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili komitesi kendisini El Kaide’nin türevi olarak gördüğü için terör örgütü listesini güncelleyip yine listeye dahil etmişti.

Dolayısıyla, HTŞ’nin –hangi yeni adı alırsa alsın- bu kategoriden çıkartılabilmesi için öncelikle BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ABD ile Rusya arasında muhtemelen bir uzlaşı gerekecektir. Rusya, İdlib politikasını büyük ölçüde BM’nin ‘terörist’ kategorisine koyduğu HTŞ ile mücadele hedefi üzerine kurmuştur. Bu durumda Rusya’nın –askeri harekât gerekçesini de kaybetmesine yol açacak şekilde- HTŞ konusunda tutum değiştirmesi pek kolay görünmüyor. O zaman HTŞ sorunu BM’de kilitlenmiş durumda kalabilir.


Kaynak: Artı Gerçek

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.