HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay yaptığı basın açıklaması ile güncel gelişmeleri değerlendirdi:
"Partimiz kurulduğu günden bu güne, Türkiye siyasetine doğrudan müdahale eden, siyasi dinamikleri değiştiren, değiştirme gücünü gösteren, akışkan ve dinamik politika izledi.
'SALDIRILARIN NEDENİ GÜCÜMÜZDEN GELİYOR'
Yıllardır bize ve partimize yönelik ağır imha ve tasfiye saldırılarının nedeni aslında bu gücümüzden geliyor. İktidarın her türlü baskısına rağmen partimiz bu gücünü kaybetmediği gibi bu misyonumuz ve rolümüz daha da büyüdü.
1 Haziran deklerasonumuz ve bunun çerçevesinde oluşturduğumuz 'Demokratik Mücadele Programımız' bunun en somut örneğidir. Bizler toplumsal muhalefete hak, hukuk, adalet, barış, özgürlük, iş ve aş için ortak mücadele çağrısında bulunurken durup beklemiyoruz. Bunun kendiliğinden de gelmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Bunun için sorumluluk üstleniyoruz, pratik ve somut adımlar atıyoruz.
'PROGRAMIMIZ MUHALEFETE YÖNELİK BASKILARA KARŞI GÜÇLÜ BİR İTİRAZDIR'
Deklarasyonumuzu hayata geçirmek için hazırladığımız 'Demokratik Mücadele Programımız' esas olarak bunu amaçlıyor. Programımız Türkiye'de başta partimiz olmak üzere toplumsal muhalefetteki baskılara, toplumun emek, özgürlük ve adaletten mahrum bırakılmasına güçlü bir baskıdır.
Biz bu eylem programıyla iktidarın demokratik siyasete yönelik gerçekleştirdiği darbeyi ve tasfiyeyi reddediyoruz, kabul etmiyoruz.
Demokratik Mücadele Programımız, bu kapsamda gerçekleştireceğimiz, basın açıkamaları, halk buluşmaları, kurum ziyaretlerimiz demokrasi yürüyüşümüzün bir parçasıdır.
Demokratik Mücadele Programı Türkiye'deki tüm toplumsal kesimler ile demokrasi güçlerini bir araya getirecek ortak demokratik mücadele bilincini arttıracak bir programdır.
Hem 1 Haziran deklarasyonumuz hem de başlattığımız demokrasi mücadelemizin başlar başlamaz, darbecileri, demokratik siyaset düşmanlarını korkutmaya başladı. Geçmişin darbecileri ile bugünün darbecilerinin bize karşı birleşmesinin en büyük nedeni bu korkularından kaynaklanıyor.
Korkuyorlar çünkü HDP varolduğu sürece bu ilkede, fşizan, otoriter bir rejimi kurumsallaştıramayacaklar.