Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme dair konuları değerlendirdi. Buldan, 9 Ocak 2013 tarihinde katledilen üç Kürt kadın siyasetçi, cezaevlerinde devam eden açlık grevleri, tecrit ile yerel seçimlere ilişkin konuştu.
Paris’te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i anan Buldan, “Paris Katliamı’nın emrini verenlerin amacı neydi? Bugün Leyla Güven’in sonlandırmasını istediği tecridin uygulanmasıydı. Süreci bitirmekti. 5 Nisan 2015’te tecrit uygulandığı ve savaşı başlattılar. O gün katliam emri verenler bugün tecridi sürdürülendir. Tecrit ile Paris Katliamı arasında bağ vardır” dedi.
Leyla Güven’in, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için başlattığı açlık grevinin 62’nci gününde olduğunu hatırlatan Buldan, “Cezaevi Leyla’nın ikinci adresi oldu. Babası kaybetti cezaevindeydi, annesini kaybetti cezaevindeydi. Bakanlık, sağlık durumundan habersiz gibi taziyeye katılması için ring aracıyla götürmeyi teklif etti. Leyla Güven 14 kilo kaybetti. Tansiyonu düşüyor. Mide bulantısı var. Bünyesi sıvı tüketimini kabul etmiyor. Leyla Güven artık kritik bir aşamadadır. Leyla hukuksuzca tutulduğu cezaevinde bu ülkenin geleceği için barışı için mücadele ediyor, elindeki tek aracıyla” diye belirtti.
“Leyla’nın uzattığı eli havada bırakmamak gerekiyor” diyen Buldan, “Sadece Leyla için değil, çocuklarımızın geleceği için buradan tüm demokrasi güçlerine geleceğinden endişe duyan herkese sesleniyorum. Leyla sizler için açlık grevinde. Tecrit bitsin, bu ülkeye barış gelsin diye bedenini açlık grevine yatırdı. Bu ülke Saray elinde tükenmesin, paramparça olmasın diye” ifadesinde bulundu.
Leyla Güven’in sesini ilk duyanların cezaevi olduğunu sözlerine ekleyen Buldan, cezaevinde 150’yi aşkın tutuklunun süresiz-dönüşümsüz açlık grevine dikkat çekti ve “Bu karanlık tecrit ya bitecek ya bitecek” dedi.