Duruş Haber

Murat Yetkin: Trump imzaladı, deniz bitti bitiyor. Şimdi ne olacak?

GÜNDEM

ABD Başkanı Donald Trump'ın imzalaması ile Türkiye'ye yönelik yaptırımların pek de uzun olmayacak bir süreçte devreye girmesi bekleniyor. Gazeteci Murat Yetkin, ilişkileri bu noktaya getiren gelişmelere dikkat çekti.

ABD’den Başkan Donald Trump, S-400 alımı nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanması konusunda baskıya dayamadı ve tasarıyı imzaladı. Peki bu gelişmenin ilişkilere ve Türkiye’ye yansıması ne olacak? Türkiye’yi neler bekliyor? Murat Yetkin blogunda yayınlanan yazısında bu sorulara yanıt aradı

İşte yazıdan bir bölüm;

Mezarlıkta ıslık çalmak fayda vermedi. Uyarılara kulak tıkandı, küçümsendi ama uyaranlar haklı çıktı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisi gibi tek yetkili sanıp Kongre’yi aradan çıkartarak ABD ile her sorunu çözeceğini düşündüğü Donald Trump, Kongre’nin Bütçe manevrası karşısında çaresiz kaldı. Trump’ın Erdoğan ile özel ilişkisi nedeniyle yaptırımları onaylamayacağını, en azından geciktireceğini hesaba katan Kongre üyeleri, Rus S-400 füzeleri aldığı için Türkiye’nin ortağı olduğu F-35 programından dışlanması dâhil bir dizi yaptırımı 2020 Bütçe kanunu içine koydu.

Kongre’nin Trump’tan Türkiye’ye karşı istediği yaptırımlar arasında şunlar bulunuyor:
Rusya’dan S-400 alımı nedeniyle, Türkiye’nin CAATSA olarak bilinen “Rakiplere Karşı Yaptırımlar Yoluyla Karşı Durma” yasası kapsamına alınarak askeri ve ekonomik yaptırım uygulanması. Trump’ın bu durumda “180 günden” yani 6 aydan geç olmamak üzere, 12 yaptırım maddesinden en az beşini uygulaması bekleniyor.

Bir de az önce söz ettiğimiz üzere, Trump’tan, Türkiye’nin Rusya ile Türk Akımı projesini durdurmak için daha çok çaba harcaması, aksi halde bu projeyle mali ya da teknik işbirliği içindeki şirketlere yaptırım uygulanması isteniyor. Hem de tam Erdoğan 8 Ocak’ta Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türk Akımının açılışını yapmaya –ve o arada Suriye ile Libya konuşmaya- hazırlanırken.

Beştepe’nin strateji uzmanları
Sadece “ABD-NATO gitsin, Rusya-Çin-İran gelsin” sığlığındaki Avrasyacı hayalperestlerden söz etmiyorum.
Cumhurbaşkanlığındaki siyaset planlamacıları, strateji uzmanları işlerin bu noktaya geleceğini, Kongre dışlanarak ABD ile siyasi ilişkiler yürütülemeyeceğini, Kongre’nin bir yolunu bulup yaptırımları dayatacağını pekâlâ biliyorlardı. Ama bunları apaçık söylemek cesaret işiydi, rahat koltukları, güzel mevki ve maaşları kaybetmenin bir tek ters bakışın ucunda olduğunu gayet iyi biliyorlardı.

Tek bulabildikleri karşı tedbir, Süleyman Demirel’in daha 1975’te yapmış olduğu gibi İncirlik üssünü ABD uçuşlarına kapatmak oluyor. Buna o zaman olmayan Malatya-Kürecik Füze Kalkanı erken uyarı radarı da eklendi yakınlarda. Sanki Türkiye’nin bu “karşı tedbirleri” alacağı Amerikalıların aklına gelmeyecekmiş gibi. Buna İncirlik’teki nükleer başlıkların dâhil edilebileceğini hesaba kattıkları, medyada çıkan “başka yere taşıyalım” haberlerinden belli. Hükümet işi “Terörle mücadeleden çekilme” eleştirisini göze alıp Afganistan’dan asker çekmeye kadar götürür mü? Ya da ABD ile 1949’dan bu yana var olan –ve ne hikmetse Temsilciler Meclisi yaptırım taleplerinin dışında özenle tutulan- istihbarat işbirliğini kesmeye? Çok kolay ve mümkün görünmüyor.
Hamaset diz boyu ama gidiş gerçekten iyi görünmüyor.

Tümünü okumak için tıklayınız

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.