Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ilçesinde 29 Ağustos 2015 tarihinde polis kurşunuyla katledilen 16 yaşındaki Mazlum Turan’a ilişkin polis Süleyman Esenboğa’nın yargılandığı davanın karar duruşması, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’nde görüldü. Turan ailesi ile avukatlar Erdal Kuzu, Fevzi Adsız ve Tahar Erdem, Qoser 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nden, sanık polis Süleyman Esenboğa ve avukatları ise Mersin 13’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.
Kimlik tespitinin ardından söz alan Turan ailesinin avukatı Erdal Kuzu, 11 yılı aşan yargılama sürecine ve cezasızlık politikasına dikkati çekti.
‘CEZASIZLIK HAKİM BİR POLİTİKADIR’
Duruşmada, Türkiye tarihinin aynı zamanda devlet görevlileri tarafından öldürülen çocukların tarihi olduğunu belirten Kuzu, özellikle Mêrdîn ve Wan’da son 20 yılda benzer birçok dosyaya tanıklık ettiklerini söyledi. Kuzu, “2004 yılında başlayan ve Mazlum Turan’ın öldürülmesine kadar uzanan süreçte neredeyse her iki yılda bir devlet görevlilerinin, polislerin kurşunuyla öldürülen çocukların davalarına ve taziyelerine tanıklık ettik. Cezasızlık politikası, üzülerek söylüyoruz ki hakim bir politikadır” dedi.
Bir devlet görevlisi tarafından suç işlendiğinde görevlinin korunmaya çalışıldığını ifade eden Kuzu, bunun yalnızca Turan dosyasına özgü olmadığını, sistematik bir durum olduğunu söyledi. Kuzu, “Mazlum Turan’ın Mardinli olması, Kürt olması da bu cezasızlık politikasının bu dosyada kendisini göstermesinin nedenlerinden biridir. Biz bütün aşamalarda şunu söyledik. 16 yaşındaki Mazlum, bir çocuk ve öldürülmüştür. Bu fiili gerçekleştiren kişi kim olursa olsun, görevi ne olursa olsun somut deliller dikkate alınarak yasaların öngördüğü şekilde cezalandırılmalıdır” diye konuştu.
‘DOSYAYI SÜRÜNCEMEDE BIRAKAN SİSTEMİN KENDİSİDİR’
Yargılamanın 11 yılı aşkın süredir devam etmesine tepki gösteren Kuzu, sürecin uzamasının ailenin yaşadığı acıyı sürekli yeniden ürettiğini belirtti. Yeniden keşif başta olmak üzere maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için yaptıkları taleplerin yargılamayı uzatma girişimi olarak gösterildiğini belirten Kuzu, şöyle devam etti: “Dosyayı sürüncemede bırakan biz değiliz. Dosyayı sürüncemede bırakan sistemin kendisidir. Dosyanın yıllarca Yargıtay’da bekletilmiş olması bizatihi yargı makamlarından kaynaklanan bir gecikmedir. Bu durum davanın unutulmasını, ailenin davayı takip etmekten vazgeçmesini ve dosyanın gündemden düşmesini sağlayan sistematik bir tutuma dönüşmüştür.”
‘BU ANLATIYA İNANMIYORUZ’
Mazlum Turan’ın ölümüne neden olan kurşunun yerden sekerek araca girdiği yönündeki savunmayı hatırlatan Kuzu, söz konusu anlatımın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu söyledi. Kuzu, “11 yıldır bize anlatılan bu senaryoya inanmamız isteniyor. Kurşun sıkılmış, yerden sekmiş, tesadüfen aracın camından içeri girmiş, aracın içerisinde ilerleyerek şoför koltuğunun arka kısmında bulunan Mazlum’un kafasına isabet etmiş. Ama burada yaşayan insanlar ve bu davanın avukatları olarak biz bu anlatıya inanmıyoruz” diye belirtti.
Mazlum Turan’ın hedef gözetilerek öldürüldüğünü düşündüklerini kaydeden Kuzu, “Daha önce gerçekleşen olayların etkisiyle bölgede yaşayan herkese potansiyel suçlu gözüyle bakılmış, Mazlum da bu bakış açısının sonucunda öldürülmüştür. Dolayısıyla Mazlum Turan’ın kasten öldürüldüğünü düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Kuzu, Esenboğa’nın “kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasını talep etti.
DURUŞMAYA GERGİNLİK NEDENİYLE ARA VERİLDİ
Duruşma sırasında Turan ailesinin avukatları ile sanık avukatları arasında gerginlik yaşandı. Mahkeme heyeti yaşanan gerginliğin ardından duruşmaya 10 dakika ara verdi.
ESENBOĞA’YA 1 YIL 6 AY HAPİS
Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, Yargıtay’ın bozma ilamı doğrultusunda polis Süleyman Esenboğa’ya 1 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Heyet ayrıca Esenboğa’nın bir yıl süreyle görevinden uzaklaştırılmasına hükmetti. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verdi.
AİLE KARARA İTİRAZ EDECEK
Kararın açıklanmasının ardından Turan ailesi ve avukatları verilen cezaya tepki gösterdi. Kararın yaşanan olayın ağırlığıyla bağdaşmadığını belirten aile ve avukatları, hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ve karara itiraz edeceklerini açıkladı. Aile avukatları, yargılama boyunca Mazlum Turan’ın kasten ve hedef gözetilerek öldürüldüğünü savunduklarını hatırlatarak, Esenboğa’nın “kasten öldürme” suçundan cezalandırılması yönündeki taleplerinin karşılanmadığına dikkati çekti.
Turan ailesi de 11 yıldır adalet mücadelesi yürüttüklerini belirterek, verilen 1 yıl 6 aylık hapis cezasını kabul etmediklerini ve dosyanın takipçisi olmaya devam edeceklerini kaydetti.
NE OLMUŞTU
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi, daha önce Esenboğa hakkında verilen 10 yıllık hapis cezasını kaldırarak, Turan’ın öldürülmesini “kaçınılmaz hata” kapsamında değerlendirmiş ve “ceza verilmesine yer olmadığına” karar vermişti. Turan ailesinin avukatlarının kararı temyize taşıması üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, kararı hukuka aykırı bularak bozmuştu.
Yargıtay kararında, Esenboğa’nın ölüm sonucunun doğabileceğini öngördüğü, ancak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak Turan’ın ölümüne neden olduğu belirtilerek, sanığın Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 27/1, 85/1 ve 22/3’üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiğine hükmedilmişti.
Dosyada ilk olarak Mardin 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Ocak 2019’da Esenboğa’ya “taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 yıl hapis cezası vermiş, “takdiri indirim” ve “iyi hal indirimi” uygulayarak cezayı 1 yıl 10 ay 15 güne düşürmüştü. Turan ailesinin avukatları ile savcının itirazı üzerine karar bozulmuştu. Yeniden başlayan yargılamada dosyanın gönderildiği Mardin 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi ise Esenboğa’ya “silahla kasten yaralama sonucu öldürme” suçundan 12 yıl hapis cezası vermiş, ardından cezayı 10 yıla indirmişti.
İstinaf Mahkemesi ise 10 yıllık cezayı kaldırarak, Turan’ın öldürülmesini “kaçınılmaz hata” olarak değerlendirmiş ve Esenboğa hakkında “ceza verilmesine yer olmadığına” hükmetmişti. Bu kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine dosya yeniden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’nin önüne geldi.