Duruş Haber

İnsan hakları savunucuları Matematik Köyü’nde buluştu: Hukuk sopa oldu

GÜNDEM

Hukukçular, akademisyenler ve insan hakları savunucuları, Nesin Matematik Köyü’nde insan haklarını konuştu. ELDH Başkanı Prof. Dr. Bill Bowring, “Hükümet eline örs ve çekiç aldı, hukuku dövüyor” diyerek, tüm Avrupa’da insan haklarının tehlike altında olduğunu söyledi. 

Özgürlükçü İçin Hukukçular Platformu (ÖHD), Uluslararası Demokrat Hukukçular Örgütü, İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Hukukçular Örgütü, İzmir Dayanışma Akademisi’nin katılımıyla düzenlenen 3'üncü Uluslararası Ege İnsan Hakları Okulu Sonbahar Çalıştayı, "Baskıcı Rejimlerde Hukuk ve İnsan Hakları” başlığıyla başladı. İzmir’in Selçuk ilçesi Şirince Mahallesi’nde bulunan Nesin Matematik Köyü’nde yapılan çalıştaya, pek çok ülkeden akademisyen, hukukçu ve insan hakları savunucusu katıldı. 

Çalıştayın açılış konuşmasını Avukat Hatice Sönmez yaptı. Okulun 2017 yılının Şubat ayında İzmir’de kurulduğunu aktaran Sönmez, “O yıldan bu yana ülkede ve dünyada yükselen insan haklarının sorunları ve krizleri, bizleri bu meseleler karşısında sessiz kalmamayı ve insan hakları okulu çatısı altında birleşmeye itti. Bu okulu kurarken gerek uluslararası gerekse yurt içinde ortaklaşabileceğimiz, birlikte bir şeyler üretebileceğimiz, insan hakları sorunları karşısında yan yana durabileceğimiz bir alan yaratmayı amaçladık” dedi.

‘HUKUK SOPA OLDU’

İzmir Barosu Başkanı Avukat Özkan Yücel, Mihail Aleksandroviç Bakunin'in "Hukuk iktidarların fahişesidir" sözünü hatırlatarak, “Hukuk, baskıcı rejimlerin topluma gösterdikleri sopa oldu” dedi. Yücel, Suriye’ye yönelik başlayan savaşa karşı toplumun sokağa çıkmasını engellemek için Türkiye’nin üç büyük ilindeki savcıların gözaltılarla tehdit ettiğini belirtti. Tüm ülkelerde hukuk üzerinden insanların baskı altına alınmasına devam edildiğini dile getiren Yücel, İzmir Barosu’nun Ege İnsan Hakları Okulu projesini desteklemeye devam edeceğini söyledi. 

BOWRİNG: HÜKÜMET HUKUKU DÖVÜYOR

İngiltere’nin Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Hukukçular Örgütü (ELDH) Başkanı Prof. Dr. Bill Bowring, tüm Avrupa ülkelerinden insan haklarının tehdit altında olduğunu belirtti. İngiltere’de yakın zamanda çok sayıda eylemin polis tarafından yasaklandığını ve çok sayıda kişinin tutuklandığını dile getiren Bowring, “Hükümet eline örs ve çekiç aldı, hukuku dövüyor. İngiltere, Avrupa Birliği’nden ayrılan ilk ülke olacak ve insan haklarından uzaklaşacak ilk ülke olacak. Hükümet, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ‘teröristleri koruyan bir yasa’ olarak görüyor. Avrupa’da 21 ülkede örgütlüyüz çoğu için iyi gitmiyor. Rusya’da üye hukukçu derneklerimiz var. Rusya hükümeti sürekli zorluklar çıkarılıyor, son olarak İnsan Hakları Birliği Derneği’nin kapatmak için soruşturma açtılar. Tüm Avrupa’da insan hakları tehdit altında” dedi. 

‘FAŞİZM YENİ REJİME ENTEGRE OLDU’

Çalıştayın ikinci oturumunun moderatörlüğünü Avukat Sadiye Unutur’un yaptı. Oturumda ilk sözü alan Prof. Dr. Nilgün Toker, “Devlet Yeniden Çıplak Devlet Haline Geldiğinde Hukuk ve İnsan Hakları” başlıklı sunum yaptı. “Devlet çıplak kaldığında, tüm yasal, kurumsal, toplumsal zeminlerinden soyunduğunda devlet esasında zordur” diyen Toker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devleti böyle bir tanımladığımızda sanki devleti değişmez bir öze sahip bir varlık gibi tarif ediyormuşuz gibi geliyor bana. Devlet üretim ilişkilerine göre biçim alan bir şeydir. Üretim ilişkileri nasıl değişmez değilse devlet de değişmez değildir. Yeni otoriter rejimlerin resmi, demokratik kurumların olduğu, rekabetçi ama siyasal alanı iktidarın ihtiyaçlarına göre belirlendi. Seçimlerin, iktidarların sosyolojik meşruiyet kaynağı oldu. Yargı ve yasama organların devre dışı bırakılarak, bu yolla siyasal olan karşı bir rejim haline geliyor. Bir siyasal alanmış gibi görünen bu seçimlerin yeni otoriter rejimlerde sık yapılmasının nedeni de bu.” 

Bu hibrit rejim oluşurken toplumun başına ne geldiğine de bakmak gerektiğinin altını çizen Toker, “Bu yeni otoriter rejimde, otoriter olmayan, bizim faşizmden bildiğimiz ama tiranlık dediğimiz dönemleri de hatırlatan bir şey var. Bu yeni rejimde kaybolan şey, adalet üreten toplumsal sözleşmeye dayanan bir toplum modelidir. Eşitlik diye bir derdi yok yeni rejimin. Devlet aklı çözülmüş durumda. Neoliberalizm, eşitliği ve özgürlüğü bir bağıntı olmaktan çıkardı. Faşizmin birçok öğesinin yeni rejime entegre oldu. Bir toplumun temel unsuru yurttaşlık idi ama artık devlet ve yurttaş ilişkini ortadan kaldırıldı. Yeni rejimin herhangi bir hak kavramıyla yaşayamayacağı çok açık” diye ifade etti. 

‘OLAĞANÜSTÜ YARGILAMA OLAĞANLAŞIYOR’

“Olağanüstü Yargılama Rejimi yada Düşmanı Yargılamak” başlıklı sunum yapan İnsan Hakları Okulu’ndan Dr. Ozan Değer, Cumhuriyet tarihinin 43 yılının olağanüstü halle geçtiğini dile getirdi. Değer, “Olağan zamanların olağan hallerde geçtiğini söylemek mümkün değil ve olağanüstü gelişmeler yaşanıyor. Onun için olağan işlemeyen bir rejimde olağan bir yargı beklemek mümkün değil, özellikle ceza yargısında. Devlet sürekli bir düşman yaratıyor ve bunu siyasal suçlu olarak yargılıyor. Olağanüstü yargılamalar yavaş yavaş olağanlaşıyor. 70’li yıllardan itibaren mahkemeler siyasal hesaplaşma alanı oldu. DGM’lerin ağır ceza mahkemelerine devrilmesiyle olağanüstü yargılamalar örfi yargılamanın bir parçası haline geldi” dedi. 

Dr. Serdar Tekin’in “Diktatörlük ve Hukuk” başlıklı sunum yaptığı panelle devam eden çalıştayda, Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Berke Özenç’in“Nazi Almanyası’nda Hukuk”, gazeteci Ali Duran Topuz’un da “İki Çayır, İki Hukuk” başlıklı söyleşisi olacak.

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.