Duruş Haber

Açlık grevindeki Gökçe: Hiçbir güç nefesimizi kesemez

GÜNDEM

Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için 52 gündür açlık grevinde olan Nevin Gökçe, tecridi Kerbela'ya benzeterek, "Tecrit özgürlüğümüzün elimizden alınmasıdır. Biz kadınlar özgürlüğümüz olmadan nefes bile alamayız. Yalnız şunu unutmasınlar ki hiçbir güç nefesimizi kesemez” dedi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Leyla Güven'in 8 Kasım 2018'de PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 110'uncu gününde. Aynı taleplerle 5 Ocak’tan bu yana Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevine giren Nevin Gökçe Mezopotamya Ajansı’na (MA) bir mektup gönderdi. Açlık grevini sürdürmekte kararlı olduklarını belirten Gökçe, insanlık dışı tecridi asla kabul etmeyeceklerini ifade etti.

‘İNSANLIK DIŞI TECRİTLE ASLA YAŞAMAYACAĞIZ’

Son 20 yılda direnişin yarattığı bir bilincin olduğunu belirten Gökçe, “Bunu da bu süreçte Leyla Güven arkadaş başlattı. Biz bu zulme karşı artık sessiz kalamazdık. Hiçbir güç nefesimizi kesemez. Tecridi uygulamak demek özgürlüğümüzü elimizden almak demektir ve biz kadınlar olarak özgürlüğümüz olmadan yaşayamayız, nefes bile alamayız. Bedenimiz, ruhumuz ve hakikat bilinciyle bu eyleme kilitleniyoruz” diye konuştu.

‘LEYLA GÜVEN ÇAĞDAŞ ZEYNEP’TİR’

Kerbela’daki kahramanlardan birinin Hz. Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep olduğunu belirten Gökçe, “Zeynep tutsak edilip Şam’a götürülüyor. Yezid’e boyun eğmiyor. Halkın tepkisi sonucu serbest bırakılıyor. Tüm tehditlere ve saldırılara rağmen Kerbela’da yaşananları her gittiği yerde büyük halk kitleleri toplayarak anlatıyor. Yani bugün asırlar önce Kerbela’da yaşananları biliyorsak Zeynep sayesindedir. Leyla Güven yoldaş da bana göre çağdaş Zeynep’tir. O da insanlık dışı tecride başkaldırdı ve çığlığını bütün dünyaya duyurmak istedi. Şimdiden onun çığlığı her yeri sarmış. Hakikat bizim özgürlük ipimizdir ve biz kadınlar olarak bu özgürlük ipine sıkıca sarılacağız. Bedeli ne olursa olsun asla bu özgürlük ipini bırakmayacağız. Özgürlük için her sürecin bir bedeli de vardır. En büyük bedel de İmralı’da verildi, veriliyor. Biz bunları İmralı hakikatinden öğreniyoruz” dedi.

‘TECRİT HALİ KERBELA HALİDİR’

“Leyla yoldaşı, bu büyük vicdan sahibi direngen kadını yaşatmalıyız” diyen Gökçe, ancak Güven’in talebini ve iradesini sahiplenerek yaşatılabileceğini belirtti. Güven’in talebinin kendilerinin de talebi olduğunu söyleyen Gökçe, “Tecrit hepimizin sorunudur. Tecridin olduğu süreçler korkunun, baskının, zulmün, ölümlerin ve faşizmin baskın geldiği, barışın, özgürlüğün ve tüm güzelliklerin karanlıkta kaldığı süreçlerdir. Yani tecrit hali bir Kerbela halidir. Bu Kerbela’da katledilen ruhlarımızdır. Mehmet Tunç’u yaşatamadık. Ona olan borcumuzu onun büyük yürekli yoldaşı Leyla Güven’i yaşatarak ödeyelim. Bu sizin, bizim elimizdedir. Bugün bizler görevimizi yerine getiremezsek tarih bizi affetmez ve sayfalarına ‘Bir halk yanı başında gün be gün eriyen vicdanlı bir anneye sahip çıkamadı’ diye yazacaktır” diye belirtti. 

MA / Ferhat Çelik 

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.